Sinsi Düşman Şeker

Sinsi Düşman Şeker Kanser Hücrelerini Beslemekte Kanserin Vucuda Yayılmasını Kolaylaştırmaktadır. Halktan Gizlenen Bu Gerçek Yüzünden Milyonlarca Kişi Bu İllete Yakalanmakta..

Rafine şekerin ölümcül oldugu esasen bir yüzyıldan fazla zamandır biliniyor lakin bu gerçek halkan gizlenerek tüketim furyasında oluşan dev kaançların kesilmesi engellenmekte.. Hamburgerden tutunda dondurmaya varana kadar bir çok gıdaya ektra şeker ve tatlandırıcılar katılmaktadır.

Sinsi Düşman Şeker

Sinsi Düşman Şeker

Tıpkı sigarayı bırakır gibi bir anda şekeri de bırakmalısınız! Zira şeker de sigara gibi bağımlılık yapıyor ve daha da kötüsü kanserli hücreleri besliyor.

Alman Doktor Otto Warburg, araştırmaları üzerine 1931 de Nobel ödülü kazandı. Bulgularında vücuttaki oksijen ve kanser hücrelerinin bağlamlarını ortaya koyan Dr.Otto Warburg, ayrıca şekerin kanser hüclerini beslediğini de vurguladı. Kandaki şeker oranını düşürdüğünüz zaman kanser tedavileri yüzde 50 oranda daha etkili oluyor. Ayrıca son zamanda ortaya konulan yeni araştırma sonuçları, pişirilmiş yiyeceklerin de kanser hücrelerini daha çok beslediğini ve bunun yerine taze, pişmemiş sebze yemeklerinin daha sağlıklı olduğu açıklandı.

Sadece şeker tüketiminin azaltılması dışında Amerikan armudu denen Avakado meyvesi de kanser hücrelerini öldürüyor. İngiltere, Oxford Üniversitesi nde Biyokimya bölümünde yapılan araştırmaların sonucunda Avakado özünün, şeker enzimini yüzde 25 ila 75 arasında engellediği ve tümör hücrelerini yüzde de 65 ila 79 oranları arasında azalttığı keşfedildi.

Diyet ürünlerden uzak durun! Tatlandırıcıların Yan Etkileri Saymakla Bitmiyor!

Şekersiz ya da tatlandırıcılı yiyecek ve içeceklerin sürekli reklam edilmesi ve şekerden daha sağlıklıymış gibi sergilenmesine inanmayın. Diyet yapanlar seker kullanımı yerine tatlandırıcılara başvuruyorlar ve yan etkilerinin büyük hastalıklara yol açtığını bilmiyorlar. Ayrıca yan etkiler arasında kilo artışı da var!

“Saccharin” en eski tatlandırıcılardan biri. (örn: Sweet n Low). 1977 yılında “FDA” Amerikan Yiyecek ve İlaç Yönetimi kurumu, içinde Sakarin olan her şeyin üzerine “Sağlığa Zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır” uyarısını zorunlu kıldı. Ulusal Kanser Enstitüsü, 1978-79 yıllarında diyet içecekleri günde iki bardaktan fazla içenlerde kanser riskinin yüksek olduğunu belirtti. Fakat 9 Mayıs 2000 de Ulusal Toksikoloji Raporu ndan “Sakarin” kanser nedeni olan kimyasal maddeler listesinden çıkartıldı. Sakarin, uzun süreli veya fazla miktarda kullanıldığında sağlığa zararlıdır ama şeker hastasıysanız Sakarin diğer tatlandırıcılardan daha iyi.

“Aspartame” diyet içeceklerin yüzde 80 inde yer almakta, ayrıca şekersiz sakızlarda, bazı vitaminlerde ve hatta çocuk vitaminlerinde bulunuyor. İçinde “Aspartame” bulunan tatlandırıcıların yan etkileri(örn: NutraSweet): Baş ağrısı, migren, baş dönmesi, mide bulantısı, kilo alma, kas kasılması, depresyon, yorgunluk, uykusuzluk, çarpıntı, görme ve duyma problemleri, panik atak, eklem ağrısı, hafıza kaybı, duygusal hastalıklar, çeşitli doku sertleşmesi, deri veremi, kronik yorgunluk, beyin tümöru, şeker hastalığı, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, Sara hastalığı, zihinsel yavaşlama ve doğum problemleri.

“Sucralose” (örn: Splenda) şekerden yapılan bir tatlandırıcıdır. Sadece kısa zaman kullanımında ki yan etkileri: Göğüs ağrıları, sinirlilik, zihin karışıklığı, yorgunluk, ciğer ve böbreklerde büyüme, gelişimde azalma, kırmızı kan hücrelerinde azalma, düşük, cenin kilosunda azalma, timus salgi bezinin küçülmesi, kalça kemiklerinde anormal büyüme, ruhsal durumlarda değişimler ve ishal. Şimdilik yan etkilerinin çok büyük hastalıklara neden olmadığı gibi görünmesine rağmen “Sucralose” maddesinin uzun süreli kullanımı ve yan etkileri arasında arastırmalar henüz gerçekleştirilmedi.

Şeker ve şekerden yapılmış gıdalar kanseri tetikler ve kanserli hücreyi besler. Memede fibrokisti olan kişilerde kafein ve çikolata, fibrokistlerin çoğalmasına neden olabilmektedir. Yapılan çalışmalarda ise meme kanserinde yeşil çayın riski azaltığı, limon içeriğindeki ellagic asit nedeniyle meme kanserinde koruyucu, hastalığın ilerlemesinde durdurucu etkiye sahip olduğu bazı hayvan çalışmalarında görülmüştür.

KANSERE KARŞI SAVAŞAN BESİNLER
* Ailenizde meme kanseri varsa özellikle tüketmeniz gereken iki besin vardır ki, bu besinler meme kanserinden sizi korur. Üzerinde yapılan insan çalışması bulunmamaktadır fakat hayvan deneylerinde olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Soya yağı ve keten tohumu meme kanserinden korunmada özellikle fibro kistik memelerde kullanımı şiddetle önerilen iki besindir. Keten tohumu hem antiöstrojenik hemde hafif antioksidan etkisiyle meme kanserini önlemede önerilir. Önemli nokta, meme kanseri olmuş kişide keten tohumu ve soya yağı önerilmez.
* Limon içeriğindeki ellagic asit nedeniyle meme kanserinde koruyucu, hastalığın ilerlemesinde durdurucu etkiye sahip olduğu bazı hayvan çalışmalarında görülmüştür. Limonu sadece salatalarınıza katmayıp, kabuğuyla yemeye çalışın. Bahsettiğimiz bu etken madde sadece limonda değil özellikle yüksek oranda böğürtlen yapraklarında da bulunur. Limon kabukları ve böğürtlen yapraklarından yapacağınız bir bitki çayı hem keyifle içmenize hemde sizi meme kanserinden korumaya yardımcı olacaktır.
* Yeşil çay günümüzde yaygın olarak tüketilen mucize bir bitkidir. Etkisi polifenollerinden kaynaklanır. Yapılan çalışmalarda meme kanserinde yeşil çayın riski azaltığı görülmüştür. Güçlü antioksidan etkiye de sahip olan yeşil çayı günde 3-4 fincan tüketilmesi önerilir.
* Soğan ve sarımsak yemeklerimizden eksik olmayan mucizevi iki besindir. Yüksek oranda selenyum ihtiva ederler. Selenyum minerali serbest radikaller adı verilen zararlı karsinojen maddeleri nötürleştiren bir mineraldir. Bazı hayvan deneylerinde birçok kanser türünde olduğu gibi meme kanserinde de selenyumun ciddi olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Her yemeğinize bol sağan ve sarımsak eklemeniz büyük oranda riski azaltacaktır.
* Folik asit alımı meme kanserinden korunmada önemli rol oynar. Birçok sebzede, meyvede kuru baklagillerde, peynirde ve tahıllarda bol miktarda bulunan folik asit kan hücrelerinin gelişimde önemli rol oynar. Kanser riskini azaltan folik asit en çok yeşil yapraklı sebzelerde, turunçgillerde (portakal, mandalina) bulunur. Her gün mutlaka 2 adet portakal tüketin, semizotu, brokoli, marulu sofranızdan eksik etmeyin.
* Balık ve tavuk tüketimi de önerilmektedir.
* Bitkisel kaynaklı protein gurubunda özellikle kuru baklagiller çok büyük önem taşır. Haftada 2-3 kez bezelye, kuru fasulye,nohut ve mercimek tüketilmelidir.

Daha sağlıklı yaşamak için şekeri hayatınzıdan komple çıkartmak değil doğal şekere ( meyve ve sebzelerden alınan gerçek şekere ) dönmeyi tercih etmeliyiz.. Sağlıcakla kalın..

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz